Kese köpüğün nasıl yapıldığını hemen hemen hepiniz biliyorsunuzdur ama bir de benden dinleyin. Tabi mideniz kaldırırsa.

  Uygulama yapılacak kişi önce ölü derileri vücudundan rahat soyulsun diye saunaya alınır. Sauna seansı sonrası ısıtılmış mermer taşın üzerine sırt üstü yatırılıp hamam tasıyla tüm vücudu ıslatılır. Tabi bu arada kurnalardan birine (Kurna, hamamlarda içinde su biriktirilen yuvarlak mermer tekne) ara ara kendimizi serinletebilmek için soğuk su doldururuz. Malum elli dereceden fazla sıcakta çalışıyoruz. Ölü deriyi soyma işlemi normalde tiftik keçilerinin kıllarından elde edilen keselerle yapılır ama turizm yörelerinde daha hijyenik ve pratik olduğu için tek kullanımlık keselerle yapılır. Keselemeye yüzden başlarız. Sırasıyla önce alın, burun ve elmacık kemiklerinden boyna doğru ineriz. Tabi bu işlem bir kadına yapılıyorsa yüze çok dikkat edilmeli, çok hafif dokunulmalıdır. Bazıları yüzlerine dokunulmasını istemeyebiliyor o zaman direkt vücuda geçeriz. Ön taraf tamamen bittikten sonra (Ayak parmaklarının arasını unutmamak şartıyla) kişiyi yüz üstü yatırırız. Uygulamanın yarısı, bizim ise enerjimizin neredeyse tamamı bitmiş ve ter içinde kalmışızdır. Kurnada biriktirdiğimiz soğuk suyu böbreklerimizi hiçe sayarak başımızdan aşağıya boşaltır, göbek taşının etrafında oturmuş sırasını beklerken sevimli görünmeye çalışan turistlerin bakışları arasında keseye devam ederiz. Artık vücut ölü deriden arınmıştır. Biriken pislikleri vücuttan temizlemek için kişi göbek taşından kaldırılıp yıkanır. Bu arada defalarca mideniz ağzınıza gelir. Yani en azından ilk sene benim öyle oluyordu. Sonradan alıştım, umarsızca hayatımda hiç görmediğim insanların tenlerinde elimi gezdirdim, ayak parmaklarının aralarına kese yaptım. Neyse devam edeyim; kese işleminden sonra sıra köpük masajına gelir. İçini havayla doldurup şişirdiğimiz sabunlu yastık kılıfını, komik hareketler eşliğinde sıcaktan gevşemiş müşterimizin üzerinde gezdirip ortalama on dakikalık bir köpük masajıyla hizmeti bitiririz. Ve tüm bu yaptıklarımız için sadece iki buçuk dolar alırız….sadece iki buçuk dolar!  Tabi çok sık olmasa da arada bir iki euro bahşiş veren Alman müşterileri unutmayalım.  

   Patronum, Çerkez pazarındaki suratsız Vietnamlıları düşününce oldukça güler yüzlüydü. Ayrıca adaletli davranıyordu. Her kese-köpükten yüzde elli alıyordum. Tek problem hamamın aşırı sıcak olmasıydı.  Hamamlar, mermerlerin altına döşenen (ciddi ustalık gerektirir) sıcak su borularının ısısı ve içeride açılan sıcak suyun buharıyla ısıtılır ama güler yüzlü patronum işin bokunu çıkarıp hamamın içini su ile ısıtmak yetmezmiş gibi buhar sistemi de yaptırmış.  Masaj esnasında hamama sürekli buhar verildiği için içeride olmak cehennemde olmak gibi masaj yapmak ise işkenceydi.

   Hamamın beş kapısı vardı. Dördü misafir süitlere, biri ise bana tahsis edilen kazan dairesindeki odaya açılıyordu. Misafir portföyümüz çok çeşitliydi. Doğum günü partileri, bekarlığa veda ve balayı için gelenler olmakla birlikte en çok paralı seks yapanların tercih ettiği bir işletmeydik. Odalara resepsiyonun önünden geçen bir koridordan gidildiği, müşterilerde girişte veya odada masaj rezervasyonu yaptırdıkları için mecburen sürekli hamamda oluyor, eve hafta da bir ya da iki defa gidebiliyordum. Tatar bu durumdan memnun değil ama bu şekilde daha iyi kazanıyor, kazandığım paranın yarısından fazlasını ise evsizlere yemek, alkol ve yeterse kıyafet alması için ona veriyordum. 

“Neden böyle bir şey yaptığımı düşünüyorsunuz biliyorum. Hemen anlatayım; Evsizlerin kontrolü, kıyafetlerinin toplanıp yıkanması...vb hizmetler için evsiz yakınlarından para alıyorduk ama her evsizin hatta çoğunun bir yakını yoktu. İşte biz (aslında ben çünkü Tatar’a kalsa günahını vermez) kimsesi olmayan evsizlere bu desteği veriyorduk. Yüzünüze hemen bir tebessüm yayılıp, gözleriniz dolmasın çünkü bunu yapmaktaki amacım iyilik olsun diye değil, kafamdaki planları gerçekleştirebilmek için onları kullanmayı düşündüğümdendi.”

   Hamamın girişinde araçların park edebilmesi için ayrılmış geniş bir alan, yaklaşık beş metre yüksekliğinde patronun sürekli zincirle kilitli tuttuğu demir bir kapı ve neredeyse her yerde kameralar (Hamam, süitler ve kazan dairesi dışında) vardı. Kese-köpük masajı 23:00- 01:00 ve 04:00-06:00 saatleri arasında çok yoğun oluyordu çünkü bu saatlerde genelde parayla seks yapanlar geliyor ve 23:00-01:00 arası dergi kataloğundan çağırdıkları veya yanlarında getirildikleri kadınları yıkatıyorlar, 04:00-06:00 saatleri arasında ise (tabi işleri bittikten sonra) kendilerini yıkatmaya geliyorlardı. Boktan bir durumdu ama daha da boktan olanı, bu adamlardan bahşiş alabilmek için şirin görünmek zorunda oluşumdu.  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile